×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Günlük Yaşam, Evimiz

Evimiz

Biz bir apartman dairesinde yaşıyoruz.

Dört odası ve bir salonu var.

Bir banyo, iki tane de tuvalet var.

Mutfağımız benim istediğim kadar büyük değil ama yine de güzel.

Bu binada daha küçük daireler de var.

İki odalı ve üç odalı gibi.

Binamızda asansör ve kapalı otoparkımız var.

Bina görevlimiz, sabah gazetelerimizi köşedeki marketten alır ve evlere dağıtır.

Ayrıca öğleden sonraları servise çıkar ve günlük ihtiyaçlarımızı alır.

Bunlar süt,ekmek, yumurta gibi günlük ihtiyaçlar olabilir.

Akşamları da belirli bir saatte çöpleri toplayıp, binanın sokakta bulunan ana çöpüne atar.

Daha sonra belediye görevlileri arabayla gelip, çöpleri toplarlar.

Şehrin merkezinde oturduğumuz için, bazen trafikten ve şehrin gürültüsünden rahatsız oluyoruz.


Evimiz Our home

Biz bir apartman dairesinde yaşıyoruz. Wir leben in einer Wohnung. We live in an apartment. Wij wonen in een appartement.

Dört odası ve bir salonu var. It has four rooms and a hall.

Bir banyo, iki tane de tuvalet var. There's a bathroom and two toilets. Er is één badkamer en twee toiletten.

Mutfağımız benim istediğim kadar büyük değil ama yine de güzel. Our kitchen is not as big as I want it but it is still beautiful. Onze keuken is niet zo groot als ik zou willen, maar nog steeds leuk.

Bu binada daha küçük daireler de var. There are even smaller apartments in this building. Er zijn ook kleinere appartementen in dit gebouw.

İki odalı ve üç odalı gibi. Like two rooms and three rooms. Het is als twee slaapkamers en drie slaapkamers.

Binamızda asansör ve kapalı otoparkımız var. We have an elevator and an indoor car park. We hebben een lift en een overdekte parkeerplaats in ons gebouw.

Bina görevlimiz, sabah gazetelerimizi köşedeki marketten alır ve evlere dağıtır. Unser Hausmeister kauft unsere Morgenzeitungen auf dem Markt an der Ecke und verteilt sie an die Häuser. Our building staff takes our morning newspapers from the corner store and distributes them to the houses. Onze bouwmeester koopt onze ochtendkranten op de hoekmarkt en verdeelt ze onder de huizen.

Ayrıca öğleden sonraları servise çıkar ve günlük ihtiyaçlarımızı alır. Er geht auch nachmittags in den Gottesdienst und nimmt unseren täglichen Bedarf auf. They also take out our daily needs in the afternoons. Hij gaat ook 's middags naar de dienst en neemt onze dagelijkse behoeften op zich.

Bunlar süt,ekmek, yumurta gibi günlük ihtiyaçlar olabilir. Dies können Dinge des täglichen Bedarfs wie Milch, Brot, Eier sein. These can be daily necessities such as milk, bread, eggs. Dit kunnen dagelijkse benodigdheden zijn zoals melk, brood, eieren.

Akşamları da belirli bir saatte çöpleri toplayıp, binanın sokakta bulunan ana çöpüne atar. Abends sammelt er den Müll zu einer bestimmten Uhrzeit ein und wirft ihn in den Hauptmüll des Gebäudes auf der Straße. In the evenings, he collects garbage at a certain time and throws it into the main garbage of the building on the street. 'S Avonds haalt het het afval op een bepaald tijdstip op en gooit het bij het hoofdvuil van het gebouw op straat.

Daha sonra belediye görevlileri arabayla gelip, çöpleri toplarlar. Später kommen Beamte der Stadt mit dem Auto und sammeln den Müll ein. Then municipal officials come by car and collect garbage. Later komen gemeenteambtenaren met de auto het huisvuil ophalen.

Şehrin merkezinde oturduğumuz için, bazen trafikten ve şehrin gürültüsünden rahatsız oluyoruz. Da wir im Zentrum der Stadt wohnen, werden wir manchmal durch den Verkehr und den Lärm der Stadt gestört. Since we live in the center of the city, sometimes we are disturbed by traffic and the noise of the city. Omdat we in het centrum van de stad wonen, hebben we soms last van het verkeer en het lawaai van de stad.