×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Classes from Barış Özcan, Stresle başa çıkmanın en iyi yolu (4K)

Stresle başa çıkmanın en iyi yolu (4K)

Stresle başa çıkmanın en iyi, en kolay yolu nedir?

Pek çoğunuzdan, özellikle de öğrenci olanlarınızdan sıkça gelen bir soru bu.

Cevabını birlikte aramaya ne dersiniz?

İtiraf edelim, hepimiz stresteyiz.

Günlük hayatımızda, okulda, evde, iş yerinde, trafikte.

Bütün bu karşılaştığımız zorluklar yetmezmiş gibi,

bir de ülke olarak yaşadığımız problemler de buna eklenince bunalmaya başlıyoruz.

Eskiden iki arkadaş bir araya gelip sohbet etmeye başlayınca,

hemen ülkeyi kurtarma muhabbetlerine dönerdi iş.

Şimdi bu da yetmiyor, dünyayı kurtarmaya filan çalışıyoruz.

Evdeki tırnak makasının körelmesinden tut,

Trump'ın başkan olmasına kadar her şey bize dert, stres kaynağı.

Bununla başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var.

Her şeyi sırayla, adım adım, tek tek yapmak, her şeyi yazmak hatta mümkünse bir günlük tutmak,

iyi bir uyku çekmek, egzersiz yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek gibi bu listeyi uzatabiliriz.

Bu saydıklarımın hepsinin bir ortak özelliği var, hepsi de sizi stresten kurtarmak için başka bir şey yapmaya teşvik ediyor.

Oysa ben size bambaşka bir şey önereceğim, zor bir şey.

Hazır mısınız?

Stresten kurtulmak için:

Hiçbir şey yapmayın.

Hiçbir şey yapmamak.

Öyle söylendiği kadar kolay bir şey değil bu.

Hatta o kadar zor ki

bunu yapabilmek için bir zaman makinesi icat etmemiz gerekiyor.

Bizi geçmişe ya da geleceğe götürebilecek bir makine değil bu bahsettiğim.

Çünkü zaten kendi aklınız çoğu kez bunu yapar.

Sizi geçmişte ya da gelecekte gezdirir.

Geçmişin hayaletleriyle korkutur ya da geleceğin bilinmezliğiyle kaygılandırır.

O yüzden bir şekilde bizi içinde bulunduğumuz ana geri getirebilmesi için:

Aklımızı ikna etmemiz gerekiyor.

Hayatımızın çoğu aklımızın aklımızın içinde geçiyor.

Her şey burda bizi strese sokan duygular, düşünceler.

Bazıları bunları bir topa benzetiyor.

Kafanızdaki duyguları ve düşünceleri durdurmak yerine

onlara uzaktan bakmanızı öneriyor.

Yargılamadan.

Sadece bakın.

Hiçbir şey yapmamaya çalıştığınızda bile kafanıza duygular, düşünceler gelecektir.

Onları tıpkı bir Jean Clair gibi ustalıkla kontrol edebilmek için:

Rahatlamış ve odaklanmış bir aklımız olmalı.

Büyük, gürültülü, kalabalık, her saniye değişen bir resime

5 saniye öteden bakmayı hayatımız olarak düşünüyoruz.

Oysa zaman zaman resme uzaktan da bakabilmek lazım.

Sessiz, sakin...

... Sadece durmak...

... Ve bakmak.

Eğer kendimize ulaşmak istiyorsak bunu yapabilmemiz şart.

"Kendimize ulaşmak." Bu tabiri çok seviyorum.

Şu anda hemen hepimiz

cebimizdeki veya etrafımızdaki envai çeşit teknolojik araçla

dünyanın herhangi bir yerindeki bir kişiye

rahatlıkla ulaşabiliriz.

Peki ya kendimize?

Kendimize ulaşabilmek için bunun tam tersini yapmamız lazım,

o envai çeşit teknolojik oyuncağı, aracı kapatıp

kendimizle baş başa kalmak.

"Stresle başa çıkmak için hiçbir şey yapmayın" demiştim ya,

sadece bu cümle bile stresi sanki kendisiyle mücadele edilmesi gereken

zorunlu bir düşmanmış gibi gösteriyor bize.

Oysa yapılan araştırmalar, bu konuda psikologların bile fikrini değiştirmiş.

Bu araştırmalardan biri 30 bin kişi üzerinde yapılmış

ve tam 8 yıl sürmüş.

Araştırmaya katılanlara şu 2 soru sorulmuş:

Ve sonra da ne yapmışlar biliyor musunuz?

Her yıl bu soruları sordukları insanlardan kaç tanesi ölmüş, ona bakmışlar.

Geçen yıl strese maruz kaldığını söyleyen kişilerin

tahmin edebileceğiniz gibi ölüm riski %43 oranında artmış.

Ama sadece stresin sağlığına zararlı olduğuna inananlar arasında bu oran artmış.

Buna inanmayanlar gayet sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam etmişler.

Yani stresle başa çıkmanın en iyi yolu olarak

öncelikle onun başa çıkılması gereken bir düşman olmadığına inanmamız gerekiyor.

Elbette strese maruz kalacağız.

Bu bizim hayatımızın bir parçası

ama bununla beraber yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.

Arada duraklayarak.

Sessizliğin sesindeki beyaz boşlukları yakalayarak.

İçinde yaşadığımız bu dünya gerçekten çok meşgul.

Kafası karışık.

E dolayısıyla bizlerin de öyle.

Stres altındayız.

Belki bunu değiştirmek o kadar kolay değil.

En azından ona bakış açımızı değiştirebiliriz.

Sürekli bir şeyler yapıyoruz, bir taraflara doğru koşturuyoruz

ya bir duralım!

Şöyle derin bir nefes alalım.

O nefesi alabildiğimize sevinelim.

Geçmişin yüklerini ve geleceğin kaygılarını şöyle bir kenara bırakıp

sessiz, sakin

bir düşünelim.


Stresle başa çıkmanın en iyi yolu (4K)

Stresle başa çıkmanın en iyi, en kolay yolu nedir? What is the best, easiest way to deal with stress? ¿Cuál es la mejor y más fácil forma de lidiar con el estrés? лучше, чтобы справиться со стрессом, что это самый простой способ?

Pek çoğunuzdan, özellikle de öğrenci olanlarınızdan sıkça gelen bir soru bu. This is a frequent question from many of you, especially your students. Esta es una pregunta frecuente de muchos de ustedes, especialmente aquellos de ustedes que son estudiantes. Но для большинства, особенно тех, кто прибывает из студентов вопрос часто.

Cevabını birlikte aramaya ne dersiniz? How about looking for the answer together? ¿Cómo les gustaría buscar la respuesta juntos? Как бы вы искать ответ вместе?

İtiraf edelim, hepimiz stresteyiz. Let's face it, we're all stressed out. Admitamos que todos estamos estresados. По общему признанию, мы стресса.

Günlük hayatımızda, okulda, evde, iş yerinde, trafikte. In our daily life, school, home, work, traffic. En nuestra vida diaria, escuela, hogar, trabajo, tráfico. В нашей повседневной жизни, в школе, дома, на работе, в движении.

Bütün bu karşılaştığımız zorluklar yetmezmiş gibi, As if all these difficulties were not enough, Como si todas estas dificultades que enfrentamos no fueran suficientes, Как и со всеми трудностями мы столкнулись с этого было недостаточно,

bir de ülke olarak yaşadığımız problemler de buna eklenince bunalmaya başlıyoruz. and as a country, we start to get depressed when the problems that we live as a country are added. Y cuando a esto se suman los problemas que enfrentamos como país, comenzamos a sentirnos abrumados. Мы живем в стране, перегружены с проблемами, мы начинаем добавил он.

Eskiden iki arkadaş bir araya gelip sohbet etmeye başlayınca, Once two friends came together and started chatting, En el pasado, cuando dos amigos se juntaban y comenzaban a charlar, В течение последних двух друзей стали приходить вместе, чтобы общаться,

hemen ülkeyi kurtarma muhabbetlerine dönerdi iş. he immediately returned to the country to rescue business. Inmediatamente pasaría a hablar de salvar al país. Он быстро вернулся в свою страну, восстановить деловой разговор.

Şimdi bu da yetmiyor, dünyayı kurtarmaya filan çalışıyoruz. Now that's not enough, we're trying to save the world or something. Ahora eso no es suficiente, estamos tratando de salvar el mundo o algo así. Теперь это не хватает, мы пытаемся спасти мир или что-то.

Evdeki tırnak makasının körelmesinden tut, Hold the nail scissors in the house blunt, Mantenga el cortaúñas en casa desafilado, Держите маргинализацию кусачки для ногтей в домашних условиях,

Trump'ın başkan olmasına kadar her şey bize dert, stres kaynağı. Everything until Trump becomes president is a source of trouble and stress for us. Todo hasta que Trump se convierta en presidente es una fuente de problemas, estrés. пока все мы не сказали бы, что голову Трампа, источник стресса.

Bununla başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var. There are many ways to deal with this. Hay muchos métodos recomendados para lidiar con esto. Есть много способов, предлагаемых для борьбы с ним.

Her şeyi sırayla, adım adım, tek tek yapmak, her şeyi yazmak hatta mümkünse bir günlük tutmak, Do everything in order, step by step, one by one, write everything or even keep a diary if possible, Haciendo todo en orden, paso a paso, uno a uno, anotando todo e incluso llevando un diario si es posible, Все в порядке, шаг за шагом, к человеку, чтобы держать все возможное, чтобы даже писать дневник,

iyi bir uyku çekmek, egzersiz yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek gibi bu listeyi uzatabiliriz. we can extend this list, such as having a good sleep, exercising, eating healthy and balanced. Podemos ampliar esta lista como por ejemplo, dormir bien, hacer ejercicio, llevar una dieta sana y equilibrada. взять хороший сон, физические упражнения могут расширить этот список в качестве здорового и сбалансированного питания.

Bu saydıklarımın hepsinin bir ortak özelliği var, hepsi de sizi stresten kurtarmak için başka bir şey yapmaya teşvik ediyor. All of these things have one thing in common, and they all encourage you to do something else to relieve stress. Todos estos tienen una cosa en común, todos te animan a hacer algo más para aliviar el estrés. Существует общая черта все это то, что я говорю, им предлагается сделать что-нибудь еще, чтобы спасти вас от стресса.

Oysa ben size bambaşka bir şey önereceğim, zor bir şey. But I'm going to offer you something different, something difficult. Sin embargo, te propondré algo completamente diferente, algo difícil. Но я предложить вам что-то другое, что-то сложнее.

Hazır mısınız? Are you ready? ¿Estás listo? Готовы ли вы?

Stresten kurtulmak için: To get rid of stress: Para liberar estrés: Чтобы избавиться от стресса

Hiçbir şey yapmayın. Do nothing. No hagas nada. Ничего не делать.

Hiçbir şey yapmamak. Doing nothing. Haciendo nada. Ничего не делать.

Öyle söylendiği kadar kolay bir şey değil bu. It's not as easy as it says. No es fácil decirlo. Говорят, что это не легкая вещь до.

Hatta o kadar zor ki Even so hard Incluso tan duro Даже так трудно,

bunu yapabilmek için bir zaman makinesi icat etmemiz gerekiyor. To do that, we need to invent a time machine. Para hacer esto, tenemos que inventar una máquina del tiempo. что нам нужно изобрести машину времени, чтобы сделать это.

Bizi geçmişe ya da geleceğe götürebilecek bir makine değil bu bahsettiğim. This is not a machine that can lead us to the past or the future. Esta no es una máquina que nos pueda llevar al pasado o al futuro. не машина, которая может привести нас к прошлому или будущему, которое я упомянул.

Çünkü zaten kendi aklınız çoğu kez bunu yapar. Because your own mind often does that. Porque tu propia mente a menudo hace eso. Потому что это уже делал это много раз в своем уме.

Sizi geçmişte ya da gelecekte gezdirir. Take you past or future. Te lleva al pasado o al futuro. Он будет зависать в прошлом или будущем.

Geçmişin hayaletleriyle korkutur ya da geleceğin bilinmezliğiyle kaygılandırır. It scares the ghosts of the past or worries about the unknown of the future. Se asusta con los fantasmas del pasado o se preocupa por lo desconocido del futuro. Страх призраки прошлого или беспокоиться о неизвестности будущего.

O yüzden bir şekilde bizi içinde bulunduğumuz ana geri getirebilmesi için: So somehow he can bring us back to the moment we are in: Así que de alguna manera para traernos de regreso al presente: Итак, в путь, чтобы привести нас к основной назад

Aklımızı ikna etmemiz gerekiyor. We need to convince our minds. Necesitamos convencer a nuestras mentes. Мы должны убедить наши умы.

Hayatımızın çoğu aklımızın aklımızın içinde geçiyor. Most of our lives go through our minds. La mayor parte de nuestras vidas están en nuestras mentes. Переходя в нашем сознании большинства из нас думают о нашей жизни.

Her şey burda bizi strese sokan duygular, düşünceler. Everything here is the emotions and thoughts that put us under stress. Aquí todo son las emociones y pensamientos que nos estresan. Все, чувства, которые подчеркивают нас здесь, мысли.

Bazıları bunları bir topa benzetiyor. Some make it look like a ball. Algunas personas los comparan con una pelota. Некоторые приравнивают их к шару.

Kafanızdaki duyguları ve düşünceleri durdurmak yerine Instead of stopping the emotions and thoughts in your mind En lugar de detener las emociones y los pensamientos en tu cabeza Вместо того, чтобы остановить чувства и мысли в вашей голове,

onlara uzaktan bakmanızı öneriyor. He suggests that you look at them from a distance. sugiere que los mire desde lejos. вы смотрите на них отдаленно предлагает.

Yargılamadan. Without judgment. без суда

Sadece bakın. Just look. Solo mira. См только.

Hiçbir şey yapmamaya çalıştığınızda bile kafanıza duygular, düşünceler gelecektir. Even when you try not to do anything emotions, thoughts will come to your head. Los sentimientos y pensamientos vendrán a su cabeza incluso cuando intente no hacer nada. Когда вы пытаетесь сделать что-нибудь в вашей голове, даже эмоции, мысли придут.

Onları tıpkı bir Jean Clair gibi ustalıkla kontrol edebilmek için: To master them like a Jean Clair: Para controlarlos con la habilidad de Jean Clair: Для того, чтобы управлять ими, так же, как умело, как жонглер является

Rahatlamış ve odaklanmış bir aklımız olmalı. We should have a relaxed and focused mind. Debemos tener una mente relajada y enfocada. Она должна иметь целенаправленный и расслабленный ум.

Büyük, gürültülü, kalabalık, her saniye değişen bir resime A large, noisy, crowded, changing picture every second A una imagen grande, ruidosa y abarrotada que cambia cada segundo Большой, шумный, переполненный, меняя изображение каждую секунду,

5 saniye öteden bakmayı hayatımız olarak düşünüyoruz. We think it's our life to look from 5 seconds away. Consideramos que mirar desde 5 segundos de distancia es nuestra vida. мы намерены смотреть за 5 секунд нашей жизни.

Oysa zaman zaman resme uzaktan da bakabilmek lazım. However, from time to time, I need to be able to look at the painting from afar. Sin embargo, es necesario mirar la pintura de vez en cuando. Тем не менее, время от времени вы должны смотреть на картину в удаленном режиме.

Sessiz, sakin... Quiet, quiet ... Tranquilo, tranquilo ... Идиллический

... Sadece durmak... ... Just stop ... ... solo parando ... просто остановить

... Ve bakmak. ... y mira. и смотреть

Eğer kendimize ulaşmak istiyorsak bunu yapabilmemiz şart. If we want to reach ourselves, we must. Si queremos llegar a nosotros mismos, debemos ser capaces de hacerlo. Если мы хотим добиться очень важно, что мы делаем это сами.

"Kendimize ulaşmak." Bu tabiri çok seviyorum. "Reach ourselves." I love that phrase. "Alcanzarnos a nosotros mismos". Amo esta frase. "Мы сами достичь." Я люблю этот термин.

Şu anda hemen hepimiz Right now we all Ahora mismo casi todos nosotros В настоящее время, почти все

cebimizdeki veya etrafımızdaki envai çeşit teknolojik araçla with all kinds of technological tools in our pocket or around us con todo tipo de herramientas tecnológicas en nuestro bolsillo o alrededor nuestro наш карман или вокруг нас мириады разновидностей технологических средств,

dünyanın herhangi bir yerindeki bir kişiye to a person anywhere in the world a alguien en cualquier parte del mundo человек в любой точке мира,

rahatlıkla ulaşabiliriz. we can easily reach. podemos alcanzar fácilmente. мы можем легко добраться.

Peki ya kendimize? What about ourselves? ¿Y nosotros? А как насчет нас самих?

Kendimize ulaşabilmek için bunun tam tersini yapmamız lazım, To reach ourselves, we have to do the opposite, Para llegar a nosotros mismos, tenemos que hacer lo contrario, Для достижения этой цели мы должны сделать себя наоборот,

o envai çeşit teknolojik oyuncağı, aracı kapatıp Turn off all kinds of technological toys, turn off the tool todo tipo de juguetes tecnológicos, apagando el vehículo y что технологические игрушки бесчисленных сортов, выключить машину,

kendimizle baş başa kalmak. stay alone with ourselves. estar a solas con nosotros mismos. чтобы побыть наедине с самим собой.

"Stresle başa çıkmak için hiçbir şey yapmayın" demiştim ya, I said, "Do nothing to deal with stress." Dije "No hagas nada para lidiar con el estrés" 'Есть ли что-нибудь, чтобы справиться со стрессом головки не делать ", как я или,

sadece bu cümle bile stresi sanki kendisiyle mücadele edilmesi gereken the stress of even this sentence alone should be struggling with itself as if Incluso esta frase es estresante Даже если только подчеркнуть, что это предложение должно быть борьба с его собственной

zorunlu bir düşmanmış gibi gösteriyor bize. it makes us look like a necessary enemy. Nos hace parecer un enemigo necesario. Это показывает нам, как враг обязательной.

Oysa yapılan araştırmalar, bu konuda psikologların bile fikrini değiştirmiş. Yet research has changed the minds of even psychologists. Sin embargo, la investigación ha cambiado la opinión incluso de los psicólogos sobre este tema. Тем не менее, исследования показывают, даже психолог изменил свое мнение об этом.

Bu araştırmalardan biri 30 bin kişi üzerinde yapılmış One of these studies was conducted on 30 thousand people Uno de estos estudios se realizó en 30 mil personas. Одно из этих исследований проведено более 30 тысяч человек

ve tam 8 yıl sürmüş. And lasted 8 years. y duró 8 años. и это продолжалось 8 лет.

Araştırmaya katılanlara şu 2 soru sorulmuş: Participants were asked the following 2 questions: Se hicieron las siguientes 2 preguntas a los participantes del estudio: Участники исследования были заданы следующие два вопроса:

Ve sonra da ne yapmışlar biliyor musunuz? And then you know what they did? ¿Y luego sabes lo que hicieron? И тогда вы также знаете, что они делают?

Her yıl bu soruları sordukları insanlardan kaç tanesi ölmüş, ona bakmışlar. Every year, how many of the people they asked were dead and looked at it. Cuántas de las personas a las que hacen estas preguntas cada año han muerto y lo han cuidado. Сколько людей умирают каждый год, чем они задают эти вопросы, они смотрели на него.

Geçen yıl strese maruz kaldığını söyleyen kişilerin People who say they suffered stress last year Personas que dijeron estar estresadas en el último año человек, который в прошлом году заявил, что они подвергаются стрессу

tahmin edebileceğiniz gibi ölüm riski %43 oranında artmış. As you can imagine, the risk of death has increased by 43%. Como puedes imaginar, el riesgo de muerte se ha incrementado en un 43%. Риск смерти увеличился на 43%, как вы можете себе представить.

Ama sadece stresin sağlığına zararlı olduğuna inananlar arasında bu oran artmış. But only those who believe that stress is harmful to their health has increased this ratio. Pero solo entre quienes creen que el estrés es perjudicial para su salud, esta proporción ha aumentado. Но этот показатель увеличился только среди тех, кто считает, что стресс является вредным для здоровья.

Buna inanmayanlar gayet sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam etmişler. Those who did not believe in this continued their lives in a very healthy way. Quienes no creen en esto, han continuado su vida de una manera muy saludable. Они по-прежнему не считаю, что это здоровый образ жизни.

Yani stresle başa çıkmanın en iyi yolu olarak So as the best way to deal with stress Entonces, como la mejor manera de lidiar con el estrés Так что лучший способ справиться со стрессом

öncelikle onun başa çıkılması gereken bir düşman olmadığına inanmamız gerekiyor. first we have to believe that he is not an enemy to deal with. primero tenemos que creer que no es un enemigo con el que lidiar. мы должны верить, чтобы быть врагом, чтобы подняться в голову.

Elbette strese maruz kalacağız. Of course we will be exposed to stress. Por supuesto, estaremos estresados. Конечно, мы подвержены стрессу.

Bu bizim hayatımızın bir parçası It's part of our lives. Это часть нашей жизни

ama bununla beraber yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. but we need to learn to live with it. но мы должны научиться жить с этим.

Arada duraklayarak. Pausing in between. В то же время, делая паузу.

Sessizliğin sesindeki beyaz boşlukları yakalayarak. By capturing the white gaps in the sound of silence. Ловля белое пространство в звук тишины.

İçinde yaşadığımız bu dünya gerçekten çok meşgul. This world we live in is really busy. Мы живем в этом мире действительно занят.

Kafası karışık. Confused. Он запутался.

E dolayısıyla bizlerin de öyle. So hence ours. так поэтому мы хорошо.

Stres altındayız. Мы в состоянии стресса.

Belki bunu değiştirmek o kadar kolay değil. Maybe it's not that easy to change. Может быть, это не так легко изменить.

En azından ona bakış açımızı değiştirebiliriz. At least we can change the way we look at it. По крайней мере, мы можем изменить нашу точку зрения.

Sürekli bir şeyler yapıyoruz, bir taraflara doğru koşturuyoruz We are constantly doing things, running to one side Мы постоянно делаем что-то, мы мчимся в одну сторону

ya bir duralım! Let's stop! Мы должны остановить!

Şöyle derin bir nefes alalım. Let's take a deep breath. Давайте сделаем глубокий вдох сказал.

O nefesi alabildiğimize sevinelim. Let's be glad we can take that breath. Он принимает мое дыхание, когда мы можем радоваться.

Geçmişin yüklerini ve geleceğin kaygılarını şöyle bir kenara bırakıp Leaving the burdens of the past and the worries of the future aside Бремя прошлых и будущих проблем в сторону, как

sessiz, sakin quiet идиллический

bir düşünelim. Let's think. Давайте думать.