×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Kaderi Değiştiren, Rüyalar ve Kader

Rüyalar insan zihninin şaşırtıcı bir olgusudur. Rüyalar kimi zaman olağandışıdırlar ve arkadaşlarımıza anlatarak olaylarındaki beklenmedik gelişmelere güleriz. Ancak bazen de rüyalarımızı daha ciddi bir şekilde ele alır, Allah'ın bize bir şey söylemek istediğine inanırız. Allah'ın tarih boyunca insanları eğitmek, bilgilendirmek, yönlendirmek, hatta uyarmak için rüyaları kullandığı doğrudur. Allah'ın bize bir şey anlatmak için hâlâ rüyaları kullanıyor olması mümkün müdür? Öyle ise, Allah size hiç bir rüyada konuştu mu? Ayrıca, bir rüyanın gerçekten Allah'tan olup olmadığını nasıl anlarız? Başlarken, bir rüyanın dünyaca ünlü bir cerrahın geleceğini nasıl değiştirdiğine bakalım. Ben Carson, 1960’larda, Yale Üniversitesi'nde okuyan genç, Afro- Amerikalı bir öğrenciydi. Liseden takdir derecesi ile mezun olmuş, sekiz yaşından beri doktor olmayı istemişti. Şimdi ise, dünyanın en saygın üniversitelerinden birine girdiğinde, derslerin çok zor olduğunu görmüştü. Kimya dersinde ilk yarıyıl final sınavının zamanı gelmişti. Ben kalacağına emindi, zira konuların hiçbirini anlamamıştı. Çalışmayı ertelemiş olması işini daha da zorlaştırmıştı. Şimdi ise gece olmuştu, sınav da ertesi gündü. Kısa bir yürüyüş yaptı ve soğuk gece havasında, daha sıkı çalışmadığı için ne kadar aptallık ettiğini düşündü. Yale'e çok az öğrencinin kabul edildiğini ve bu fırsatı bulabildiği için bile ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Üstelik, kargaşalı zamanlarda yaşayan siyah bir adamdı. Bu onun hayatının amacıydı ve mahvetmek üzereydi! Bu kadar tembel olduğu için kendisine kızdı. Elinden gelen bütün gayreti göstermeye karar verdi ve eve giderek kimya kitaplarını açtı. Gecenin onunda kimya formüllerini ezberlemeye başladı. Çok çalıştı, fakat gece yarısı olduğunda beyni artık başka bir şey alamayacak kadar yorulmuştu. Yatağına kıvrılarak kendini kaderine teslim etti. Otobiyografisinde şöyle yazıyor: “Karanlığın içinde fısıldadım, “Allah'ım, üzgünüm. Seni hayal kırıklığına uğrattığım ve başarısız olduğum için lütfen beni affet.” Sonra uyudum.” O gece Ben çok tuhaf bir rüya gördü. Rüyasında kimya ders salonunda yalnız başına oturuyordu. Gizemli bir adam kapıyı açtı, içeri girerek tahtaya kimya problemleri yazmaya başladı. Ben rüyasında adamın yazdığı her şeyi not etti. Uyandığında, rüya zihninde sanki gerçek bir anıymış gibi yer etmişti. Böylece, rüyasından hatırlayabildiği her şeyi yazdı. Ben sınıfa geldi, öğretmen 600 öğrencinin hepsine sınav kâğıtlarını verdi. Ben kalbi küt küt atarak sınav kitapçığını açtı ve gözlerine inanamadı. Tüm kitapçığı heyecanla taradı ve kendi kendine gülümsedi. Sınav soruları rüyasında tahtaya yazılanlarla aynıydı. Ben şöyle yazdı: “Neler olduğunu çözümlemek için durmadım. Doğru yanıtları bildiğim için o kadar heyecanlıydım ki, neredeyse hatırladıklarımı tekrar unutmaktan korkarak, hızla yazdım. Sınavın sonuna doğru, rüyamdan hatırladıklarım zayıflamaya başladığında, her bir problemi yapamadım. Fakat bu kadarı yeterliydi. Geçeceğimi biliyordum.” Sınavı bitirdikten sonra salondan çıkarken, sessizce dua etti: “Allah'ım, bir mucize gerçekleştirdin.” Ben'i en çok hayrete düşüren şey, bu rüyanın psikoloji kitaplarında okuduğu her şeyle çelişmesiydi. Yalnızca bir mantıklı açıklaması vardı ve bunu çok satan muhteşem kitabı “Yetenekli Eller” de şöyle anlatıyor: “Tek yanıt, kendi basitliğinde gizliydi. Bir sebepten, evrenin Allah'ı, galaksileri Kendi elinde tutan Allah, Dünya Gezegeni'ndeki bir kampüs odasına ulaşmak ve doktor olmak isteyen cesareti kırılmış bir varoş çocuğuna bir rüya göndermek için bir neden görmüştü.” Ben Carson o sınavdan geçmekle kalmadı, dünyaca tanınmış bir doktor da oldu. Hatta, başlarından yapışık Siyam ikizlerini başarıyla ayıran ilk doktor oldu. Hepimiz rüya görürüz ve rüya görmek, rüyalarımızı hatırlayamazsak bile, zihin sağlığımız için önemlidir. Rüya, beyinin günün olaylarını düzenlemesidir. Uyku araştırmaları, herkesin her gece ortalama 90 dakika rüya gördüğünü belirlemiştir. Alfa, uykunun üç düzeyinden en hafifi, rüyaların yer aldığı düzeydir. Eğer kişi, alfa uykusuna girmeden uyandırılır, veya herhangi bir şekilde engellenirse, sadece üç gece içinde sinir krizi belirtileri göstermeye başlar. Bu nedenle, rüyalar zihinsel ve duygusal esenliğimizin koruyucuları olarak düşünülebilir. Ancak bu Allah'ın neden insanlarla rüyalar aracılığıyla iletişim kurduğunu açıklamıyor. Peki Allah neden bize rüya veriyor? Şüphesiz, tüm rüyalar Allah'tan gelmiyor. Fakat bazı zamanlarda Allah'ın bizimle konuştuğunu kuşkusuz olarak biliyoruz. Eski zamanların en büyük peygamberlerinden ve atalarından biri olan Yusuf, bu rüyalar konusunda bilhassa ünlüdür. Bu dersimizde rüyalar konusunu daha iyi anlamaya çalışacağız ve Yusuf'un hayatına bakarak Allah'ın neden rüyalar yoluyla iletişim kurduğunu göreceğiz. Önceki dersimizde belirttiğimiz gibi, Yusuf'un hayret verici öyküsü bir rüyayla başladı ve rüyanın gerçekleşmesiyle sona erdi. Güneş ufukta belirerek dünyayı sabah ışığıyla yıkadığında, Yakup'un oğlu Yusuf uykusundan uyandı. Gizemli bir rüyayla içini sevinç doldurmuştu ve heyecanla koşarak ağabeylerine anlattı. Yaratılış 37. bölüm, 6-8 ayetlerinden itibaren okuyalım: 6 Yusuf, “Lütfen gördüğüm düşü dinleyin!” dedi, 7 “Tarlada demet bağlıyorduk. Ansızın benim demetim kalkıp dikildi. Sizinkilerse, çevresine toplanıp önünde eğildiler.” 8 Kardeşleri “Başımıza kral mı olacaksın? Bizi sen mi yöneteceksin?” dediler. Düşlerinden, söylediklerinden ötürü ondan büsbütün nefret ettiler. Bundan kısa bir süre sonra, Yusuf ilkine çok benzeyen başka bir rüya gördü. Bunu 9-11 ayetlerinde okuyalım: 9 Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. “Dinleyin, bir düş daha gördüm” dedi, “Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler.” 10 Yusuf babasıyla kardeşlerine bu düşü anlatınca, babası onu azarladı: “Ne biçim düş bu?” dedi, “Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?” 11 Kardeşleri Yusuf'u kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı. Yusuf'un ağabeyleri onu zaten kıskanıyordu, bu rüyalar ise durumu daha da zorlaştırıyordu. Babası, rüyanın belirttiği şeye hayret etmesine rağmen, bu şeyleri derinlemesine düşünüp taşındı. Yakup, İbrahim'in peygamberlik sözlerinin gerçekleşmesinde aracılık edecek olan kişinin Yusuf olabileceğini gördü. Oğullarından birinin İbrahim'in ailesinin antlaşmasını ayakta tutacağını ve Allah'ın umut mesajını dünyaya yayacağını biliyordu. Bunun, gözde karısı Rahel'in oğlu olan Yusuf olmasını umuyordu. Kadim Eyüp kitabını bulabilirseniz, okumanıza değer. Kadim Eyüp kitabında şu sözler söyleniyor: “Çünkü insan anlamasa da, Tanrı şu ya da bu yolla konuşur. Rüyada, geceleyin görümde, insanları ağır uyku basınca, yatakta yatarlarken, kulaklarına konuşur, uyarısıyla onları korkutur; onları yaptıkları kötülükten döndürmek, gururdan uzak tutmak, canlarını çukurdan, hayatlarını ölümden kurtarmak için” (Eyüp 33:14-18). Bu çok önemli bir metin, çünkü buradan Allah'ın insanlara rüya göndermesinin sebebi hakkında birkaç şey öğreniyoruz. Allah'ın insanlara rüya göndermesinin amacı, insanları gururdan uzak tutmak ve “canlarını çukurdan kurtarmaktır”. Başka bir deyişle, Allah insanlara rüyaları, canlarını sert bir yargıdan uzak tutmak, kaderlerini değiştirmek ve onları cennete yöneltmek amacıyla gönderir. Bize rüyalar aracılığıyla yardımcı olduğu için Allah'a şükretmeliyiz! Muhakkak, Yusuf'un gördüğü demetlerin kendisine eğildiği ve güneşin, ayın ve yıldızların olduğu rüyalar aynı amaca hizmet ediyordu. Bunlar tüm hayatı boyunca ona “kutup yıldızı” oldular. Allah'tan gelen bu çocukluk rüyaları onu imana bağlı tutacak ve daha sonra birlikte yaşayacağı Mısırlıların kötü adetlerine uymaktan koruyacak bir pusula görevi gördü. Yusuf'un rüyalarla ikinci ilişkisi, köle iken efendisinin karısının onu haksız yere suçlamasıyla ve bu nedenle hapse atılmasıyla gerçekleşti. Burada iki rüyayı tamamen açıklamak için vaktimiz yok. Fakat bunları Yaratılış 40. bölümde okuyabilirsiniz. Kısacası, firavunun fırıncısı ve sakisi hapse atılmıştı ve bir gece tuhaf rüyalar gördüler. Yusuf adamların moralinin bozuk olduğunu gördü ve onlara Allah'ın yardımıyla rüyalarını yorumlayabileceğini söyledi. Kısa süre sonra Yusuf'un yorumu gerçekleşti ve saki eski konumuna iade edildi. Saki Yusuf'a yardım etmeye söz verdiyse de, çok geçmeden unuttu. Fakat Allah Yusuf'u unutmadı, ve onun rüyalarla üçüncü ilişkisi sadece kendisinin değil, bütün bir ulusun kaderini etkileyecekti. Öyküye Yaratılış 41. bölüm, 1-8 ayetlerini okuyarak devam edelim: 1 Tam iki yıl sonra firavun bir düş gördü: Nil Irmağı'nın kıyısında duruyordu. 2 Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. 3 Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. 4 Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. 5 Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti. 6 Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. 7 Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular. Firavun uyandı, düş gördüğünü anladı. 8 Sabah uyandığında kaygılıydı. Bütün Mısırlı büyücüleri, bilgeleri çağırttı. Onlara gördüğü düşleri anlattı. Ama hiçbiri firavunun düşlerini yorumlayamadı. Bunun kraliyet sarayında gergin bir an olduğunu tahmin edebilirsiniz! Kudretli kralın bir isteği olduğu ve hiç kimsenin bunu yerine getiremediği için havayı endişe ve tedirginlik doldurmuştu. Tüm büyücülerini ve tüm müneccimlerini çağırtarak, onlardan rüyasını yorumlamalarını istedi. Fakat hiçbir yararı yoktu! Karanlık tarafın aracıları olarak, yardım edemiyorlardı. Birden saki hapisteyken Yusuf'un kendisi için yaptığını hatırladı. Hemen firavuna şunları söyledi: 12 Orada bizimle birlikte muhafız birliği komutanının kölesi İbrani bir genç vardı. Gördüğümüz düşleri ona anlattık. Bize bir bir yorumladı. Hapisten çıkarılıp banyo yaptırılan, temiz elbiseler verilen ve firavunun önüne götürülen Yusuf'un şaşkınlığını hayal edin. Firavunun o zamanlar bir ulusun hükümdarından çok daha fazlası olarak görüldüğünü unutmayın. O, dünyanın hükümdarıydı! Kutsal Yazılar, 15. ve 16. ayetlerde şöyle diyor: 15 Firavun Yusuf'a, “Bir düş gördüm” dedi, “Ama kimse yorumlayamadı. Duyduğun her düşü yorumlayabildiğini işittim.” 16 Yusuf, “Ben yorumlayamam” dedi, “Firavuna en uygun yorumu Tanrı yapacaktır.” Yusuf'un yanıtı, bize rüyaları ancak Allah'ın yorumlayabileceğini öğretiyor. Bir astrologa, el falı bakana veya falcıya giderseniz, büyücülerine güvenen firavun gibi olursunuz. Size yardımcı olamazlar ve verdikleri tabirler yanlış olacaktır. Rüyaları ve tabirlerini düşünürken, birkaç şeyi daha hatırlamanız önemlidir: 1. Hiçbir zaman bir rüyayı tabir etmek için birine para vermeyin. Allah bunun anlamını öğrenmenizi isterse, ya size söyleyecek, ya da size yardımcı olabilecek birini getirecektir. 2. Rüyanın tabiri Allah'ın krallığıyla ilke olarak uyumlu olmalıdır. Başka bir deyişle, Allah hiçbir zaman size yalan söylemenizi, çalmanızı veya zina etmenizi isteyen bir rüya vermez. 3. Allah tarafından verilen rüyaların amacı, rüyayı gören kişinin kaderini değiştirmeye yardımcı olmaktır. Firavunun rüyasında bu amaç, binlerce kişinin hayatını kurtarmak olarak ortaya çıktı! İşte Yaratılış 41. bölüm, 25-37 ayetlerinde kayıtlı olan, Yusuf'un firavuna verdiği tabir: 25 Yusuf, “Efendim, iki düş de aynı anlamı taşıyor” dedi, “Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş. 26 Yedi güzel inek yedi yıl demektir. Yedi güzel başak da yedi yıldır. Aynı anlama geliyor. 27 Daha sonra çıkan yedi cılız, çirkin inek ve doğu rüzgarının kavurduğu yedi solgun başaksa yedi yıl kıtlık olacağı anlamına gelir. 28 Söylediğim gibi, Tanrı ne yapacağını sana göstermiş. 29 Mısır'da yedi yıl bolluk olacak. 30 Sonra yedi yıl öyle bir kıtlık olacak ki, bolluk yılları hiç anımsanmayacak. Çünkü kıtlık ülkeyi kasıp kavuracak. 31 Ardından gelen kıtlık bolluğu unutturacak, çünkü çok şiddetli olacak. 32 Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrı'nın kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor. 33 Şimdi firavunun akıllı, bilgili bir adam bulup onu Mısır'ın başına getirmesi gerekir. 34 Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar yedi bolluk yılı boyunca ürünlerin beşte birini toplamalı. 35 Gelecek verimli yılların bütün yiyeceğini toplasınlar, firavunun yönetimi altında kentlerde depolayıp korusunlar. 36 Bu yiyecek, gelecek yedi kıtlık yılı boyunca Mısır'da ihtiyat olarak kullanılacak, ülke kıtlıktan kırılmayacak.” 37 Bu öneri firavunla görevlilerine iyi göründü. Firavun böyle bir projenin başına kimi geçirebilirdi? Tabii ki Allah'ın rüyayı tabir etmek için kullandığı kişiyi! Böylece, Yusuf hapisten çıktığı günde tüm Mısır'da en yetkili ikinci kişi oldu! Firavun Yusuf'a resmi mührünü verdi ve Yusuf Başbakan dengi bir göreve geldi. Allah'ın yardımıyla, Yusuf yedi bolluk yılında vergilendirmeyi ve ürünlerin toplanması ile depolanmasını beceriyle idare etti. Ve rüyaya göre tam zamanında, sekizinci yılda kıtlık geldi. Tüm rüyaları anlayamasak da, kesin olan, Allah'ın çeşitli zamanlarda rüyalar aracılığıyla konuştuğudur. Osmanlı İmparatorluğu rüyalar vasıtasıyla şekillenmeye başladı. Osman Gazi, bir rüyasında tüm dünyaya hükmedecek bir imparatorluk kuracağını gördü. 2005 yılındaki korkunç tsunami felâketinden hemen önce de, Türk İnternet günlüğü yazarları böyle bir olaya ilişkin olarak gördükleri rüyaları yazdılar. Bir daha rüya gördüğünüzde, bugün çalıştıklarımızı düşünün. Allah size bir şey söylemek mi istiyor? Belki de özel dualarınızda Allah'a, sizi zararlı yollardan uzak tutarak yaşam yolculuğunuzda yardımcı olacak bir şey olup olmadığını sormalısınız. Kontrolden çıkmış bir dünyada kaderlerini değiştirmek isteyenler, Allah'ın rüyaları kullanarak tarihin akışına nasıl müdahale edip değiştirdiğini düşünmeliler.


Rüyalar insan zihninin şaşırtıcı bir olgusudur. Rüyalar kimi zaman olağandışıdırlar ve arkadaşlarımıza anlatarak olaylarındaki beklenmedik gelişmelere güleriz. Ancak bazen de rüyalarımızı daha ciddi bir şekilde ele alır, Allah'ın bize bir şey söylemek istediğine inanırız. Allah'ın tarih boyunca insanları eğitmek, bilgilendirmek, yönlendirmek, hatta uyarmak için rüyaları kullandığı doğrudur. Allah'ın bize bir şey anlatmak için hâlâ rüyaları kullanıyor olması mümkün müdür? Öyle ise, Allah size hiç bir rüyada konuştu mu? Ayrıca, bir rüyanın gerçekten Allah'tan olup olmadığını nasıl anlarız? Başlarken, bir rüyanın dünyaca ünlü bir cerrahın geleceğini nasıl değiştirdiğine bakalım. Ben Carson, 1960'larda, Yale Üniversitesi'nde okuyan genç, Afro- Amerikalı bir öğrenciydi. Liseden takdir derecesi ile mezun olmuş, sekiz yaşından beri doktor olmayı istemişti. Şimdi ise, dünyanın en saygın üniversitelerinden birine girdiğinde, derslerin çok zor olduğunu görmüştü. Kimya dersinde ilk yarıyıl final sınavının zamanı gelmişti. Ben kalacağına emindi, zira konuların hiçbirini anlamamıştı. Çalışmayı ertelemiş olması işini daha da zorlaştırmıştı. Şimdi ise gece olmuştu, sınav da ertesi gündü. Kısa bir yürüyüş yaptı ve soğuk gece havasında, daha sıkı çalışmadığı için ne kadar aptallık ettiğini düşündü. Yale'e çok az öğrencinin kabul edildiğini ve bu fırsatı bulabildiği için bile ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Üstelik, kargaşalı zamanlarda yaşayan siyah bir adamdı. Bu onun hayatının amacıydı ve mahvetmek üzereydi! Bu kadar tembel olduğu için kendisine kızdı. Elinden gelen bütün gayreti göstermeye karar verdi ve eve giderek kimya kitaplarını açtı. Gecenin onunda kimya formüllerini ezberlemeye başladı. Çok çalıştı, fakat gece yarısı olduğunda beyni artık başka bir şey alamayacak kadar yorulmuştu. Yatağına kıvrılarak kendini kaderine teslim etti. Otobiyografisinde şöyle yazıyor: “Karanlığın içinde fısıldadım, “Allah'ım, üzgünüm. Seni hayal kırıklığına uğrattığım ve başarısız olduğum için lütfen beni affet.” Sonra uyudum.” O gece Ben çok tuhaf bir rüya gördü. Rüyasında kimya ders salonunda yalnız başına oturuyordu. Gizemli bir adam kapıyı açtı, içeri girerek tahtaya kimya problemleri yazmaya başladı. Ben rüyasında adamın yazdığı her şeyi not etti. Uyandığında, rüya zihninde sanki gerçek bir anıymış gibi yer etmişti. Böylece, rüyasından hatırlayabildiği her şeyi yazdı. Ben sınıfa geldi, öğretmen 600 öğrencinin hepsine sınav kâğıtlarını verdi. Ben kalbi küt küt atarak sınav kitapçığını açtı ve gözlerine inanamadı. Tüm kitapçığı heyecanla taradı ve kendi kendine gülümsedi. Sınav soruları rüyasında tahtaya yazılanlarla aynıydı. Ben şöyle yazdı: “Neler olduğunu çözümlemek için durmadım. Doğru yanıtları bildiğim için o kadar heyecanlıydım ki, neredeyse hatırladıklarımı tekrar unutmaktan korkarak, hızla yazdım. Sınavın sonuna doğru, rüyamdan hatırladıklarım zayıflamaya başladığında, her bir problemi yapamadım. Fakat bu kadarı yeterliydi. Geçeceğimi biliyordum.” Sınavı bitirdikten sonra salondan çıkarken, sessizce dua etti: “Allah'ım, bir mucize gerçekleştirdin.” Ben'i en çok hayrete düşüren şey, bu rüyanın psikoloji kitaplarında okuduğu her şeyle çelişmesiydi. Yalnızca bir mantıklı açıklaması vardı ve bunu çok satan muhteşem kitabı “Yetenekli Eller” de şöyle anlatıyor: “Tek yanıt, kendi basitliğinde gizliydi. Bir sebepten, evrenin Allah'ı, galaksileri Kendi elinde tutan Allah, Dünya Gezegeni'ndeki bir kampüs odasına ulaşmak ve doktor olmak isteyen cesareti kırılmış bir varoş çocuğuna bir rüya göndermek için bir neden görmüştü.” Ben Carson o sınavdan geçmekle kalmadı, dünyaca tanınmış bir doktor da oldu. Hatta, başlarından yapışık Siyam ikizlerini başarıyla ayıran ilk doktor oldu. Hepimiz rüya görürüz ve rüya görmek, rüyalarımızı hatırlayamazsak bile, zihin sağlığımız için önemlidir. Rüya, beyinin günün olaylarını düzenlemesidir. Uyku araştırmaları, herkesin her gece ortalama 90 dakika rüya gördüğünü belirlemiştir. Alfa, uykunun üç düzeyinden en hafifi, rüyaların yer aldığı düzeydir. Eğer kişi, alfa uykusuna girmeden uyandırılır, veya herhangi bir şekilde engellenirse, sadece üç gece içinde sinir krizi belirtileri göstermeye başlar. Bu nedenle, rüyalar zihinsel ve duygusal esenliğimizin koruyucuları olarak düşünülebilir. Ancak bu Allah'ın neden insanlarla rüyalar aracılığıyla iletişim kurduğunu açıklamıyor. Peki Allah neden bize rüya veriyor? Şüphesiz, tüm rüyalar Allah'tan gelmiyor. Fakat bazı zamanlarda Allah'ın bizimle konuştuğunu kuşkusuz olarak biliyoruz. Eski zamanların en büyük peygamberlerinden ve atalarından biri olan Yusuf, bu rüyalar konusunda bilhassa ünlüdür. Bu dersimizde rüyalar konusunu daha iyi anlamaya çalışacağız ve Yusuf'un hayatına bakarak Allah'ın neden rüyalar yoluyla iletişim kurduğunu göreceğiz. Önceki dersimizde belirttiğimiz gibi, Yusuf'un hayret verici öyküsü bir rüyayla başladı ve rüyanın gerçekleşmesiyle sona erdi. Güneş ufukta belirerek dünyayı sabah ışığıyla yıkadığında, Yakup'un oğlu Yusuf uykusundan uyandı. Gizemli bir rüyayla içini sevinç doldurmuştu ve heyecanla koşarak ağabeylerine anlattı. Yaratılış 37. bölüm, 6-8 ayetlerinden itibaren okuyalım: 6 Yusuf, “Lütfen gördüğüm düşü dinleyin!” dedi, 7 “Tarlada demet bağlıyorduk. Ansızın benim demetim kalkıp dikildi. Sizinkilerse, çevresine toplanıp önünde eğildiler.” 8 Kardeşleri “Başımıza kral mı olacaksın? Bizi sen mi yöneteceksin?” dediler. Düşlerinden, söylediklerinden ötürü ondan büsbütün nefret ettiler. Bundan kısa bir süre sonra, Yusuf ilkine çok benzeyen başka bir rüya gördü. Bunu 9-11 ayetlerinde okuyalım: 9 Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. “Dinleyin, bir düş daha gördüm” dedi, “Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler.” 10 Yusuf babasıyla kardeşlerine bu düşü anlatınca, babası onu azarladı: “Ne biçim düş bu?” dedi, “Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?” 11 Kardeşleri Yusuf'u kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı. Yusuf'un ağabeyleri onu zaten kıskanıyordu, bu rüyalar ise durumu daha da zorlaştırıyordu. Babası, rüyanın belirttiği şeye hayret etmesine rağmen, bu şeyleri derinlemesine düşünüp taşındı. Yakup, İbrahim'in peygamberlik sözlerinin gerçekleşmesinde aracılık edecek olan kişinin Yusuf olabileceğini gördü. Oğullarından birinin İbrahim'in ailesinin antlaşmasını ayakta tutacağını ve Allah'ın umut mesajını dünyaya yayacağını biliyordu. Bunun, gözde karısı Rahel'in oğlu olan Yusuf olmasını umuyordu. Kadim Eyüp kitabını bulabilirseniz, okumanıza değer. Kadim Eyüp kitabında şu sözler söyleniyor: “Çünkü insan anlamasa da, Tanrı şu ya da bu yolla konuşur. Rüyada, geceleyin görümde, insanları ağır uyku basınca, yatakta yatarlarken, kulaklarına konuşur, uyarısıyla onları korkutur; onları yaptıkları kötülükten döndürmek, gururdan uzak tutmak, canlarını çukurdan, hayatlarını ölümden kurtarmak için” (Eyüp 33:14-18). Bu çok önemli bir metin, çünkü buradan Allah'ın insanlara rüya göndermesinin sebebi hakkında birkaç şey öğreniyoruz. Allah'ın insanlara rüya göndermesinin amacı, insanları gururdan uzak tutmak ve “canlarını çukurdan kurtarmaktır”. Başka bir deyişle, Allah insanlara rüyaları, canlarını sert bir yargıdan uzak tutmak, kaderlerini değiştirmek ve onları cennete yöneltmek amacıyla gönderir. Bize rüyalar aracılığıyla yardımcı olduğu için Allah'a şükretmeliyiz! Muhakkak, Yusuf'un gördüğü demetlerin kendisine eğildiği ve güneşin, ayın ve yıldızların olduğu rüyalar aynı amaca hizmet ediyordu. Bunlar tüm hayatı boyunca ona “kutup yıldızı” oldular. Allah'tan gelen bu çocukluk rüyaları onu imana bağlı tutacak ve daha sonra birlikte yaşayacağı Mısırlıların kötü adetlerine uymaktan koruyacak bir pusula görevi gördü. Yusuf'un rüyalarla ikinci ilişkisi, köle iken efendisinin karısının onu haksız yere suçlamasıyla ve bu nedenle hapse atılmasıyla gerçekleşti. Burada iki rüyayı tamamen açıklamak için vaktimiz yok. Fakat bunları Yaratılış 40. bölümde okuyabilirsiniz. Kısacası, firavunun fırıncısı ve sakisi hapse atılmıştı ve bir gece tuhaf rüyalar gördüler. Yusuf adamların moralinin bozuk olduğunu gördü ve onlara Allah'ın yardımıyla rüyalarını yorumlayabileceğini söyledi. Kısa süre sonra Yusuf'un yorumu gerçekleşti ve saki eski konumuna iade edildi. Saki Yusuf'a yardım etmeye söz verdiyse de, çok geçmeden unuttu. Fakat Allah Yusuf'u unutmadı, ve onun rüyalarla üçüncü ilişkisi sadece kendisinin değil, bütün bir ulusun kaderini etkileyecekti. Öyküye Yaratılış 41. bölüm, 1-8 ayetlerini okuyarak devam edelim: 1 Tam iki yıl sonra firavun bir düş gördü: Nil Irmağı'nın kıyısında duruyordu. 2 Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar. 3 Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular. 4 Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. 5 Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti. 6 Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. 7 Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular. Firavun uyandı, düş gördüğünü anladı. 8 Sabah uyandığında kaygılıydı. Bütün Mısırlı büyücüleri, bilgeleri çağırttı. Onlara gördüğü düşleri anlattı. Ama hiçbiri firavunun düşlerini yorumlayamadı. Bunun kraliyet sarayında gergin bir an olduğunu tahmin edebilirsiniz! Kudretli kralın bir isteği olduğu ve hiç kimsenin bunu yerine getiremediği için havayı endişe ve tedirginlik doldurmuştu. Tüm büyücülerini ve tüm müneccimlerini çağırtarak, onlardan rüyasını yorumlamalarını istedi. Fakat hiçbir yararı yoktu! Karanlık tarafın aracıları olarak, yardım edemiyorlardı. Birden saki hapisteyken Yusuf'un kendisi için yaptığını hatırladı. Hemen firavuna şunları söyledi: 12 Orada bizimle birlikte muhafız birliği komutanının kölesi İbrani bir genç vardı. Gördüğümüz düşleri ona anlattık. Bize bir bir yorumladı. Hapisten çıkarılıp banyo yaptırılan, temiz elbiseler verilen ve firavunun önüne götürülen Yusuf'un şaşkınlığını hayal edin. Firavunun o zamanlar bir ulusun hükümdarından çok daha fazlası olarak görüldüğünü unutmayın. O, dünyanın hükümdarıydı! Kutsal Yazılar, 15. ve 16. ayetlerde şöyle diyor: 15 Firavun Yusuf'a, “Bir düş gördüm” dedi, “Ama kimse yorumlayamadı. Duyduğun her düşü yorumlayabildiğini işittim.” 16 Yusuf, “Ben yorumlayamam” dedi, “Firavuna en uygun yorumu Tanrı yapacaktır.” Yusuf'un yanıtı, bize rüyaları ancak Allah'ın yorumlayabileceğini öğretiyor. Bir astrologa, el falı bakana veya falcıya giderseniz, büyücülerine güvenen firavun gibi olursunuz. Size yardımcı olamazlar ve verdikleri tabirler yanlış olacaktır. Rüyaları ve tabirlerini düşünürken, birkaç şeyi daha hatırlamanız önemlidir: 1. Hiçbir zaman bir rüyayı tabir etmek için birine para vermeyin. Allah bunun anlamını öğrenmenizi isterse, ya size söyleyecek, ya da size yardımcı olabilecek birini getirecektir. 2. Rüyanın tabiri Allah'ın krallığıyla ilke olarak uyumlu olmalıdır. Başka bir deyişle, Allah hiçbir zaman size yalan söylemenizi, çalmanızı veya zina etmenizi isteyen bir rüya vermez. 3. Allah tarafından verilen rüyaların amacı, rüyayı gören kişinin kaderini değiştirmeye yardımcı olmaktır. Firavunun rüyasında bu amaç, binlerce kişinin hayatını kurtarmak olarak ortaya çıktı! İşte Yaratılış 41. bölüm, 25-37 ayetlerinde kayıtlı olan, Yusuf'un firavuna verdiği tabir: 25 Yusuf, “Efendim, iki düş de aynı anlamı taşıyor” dedi, “Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş. 26 Yedi güzel inek yedi yıl demektir. Yedi güzel başak da yedi yıldır. Aynı anlama geliyor. 27 Daha sonra çıkan yedi cılız, çirkin inek ve doğu rüzgarının kavurduğu yedi solgun başaksa yedi yıl kıtlık olacağı anlamına gelir. 28 Söylediğim gibi, Tanrı ne yapacağını sana göstermiş. 29 Mısır'da yedi yıl bolluk olacak. 30 Sonra yedi yıl öyle bir kıtlık olacak ki, bolluk yılları hiç anımsanmayacak. Çünkü kıtlık ülkeyi kasıp kavuracak. 31 Ardından gelen kıtlık bolluğu unutturacak, çünkü çok şiddetli olacak. 32 Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrı'nın kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor. 33 Şimdi firavunun akıllı, bilgili bir adam bulup onu Mısır'ın başına getirmesi gerekir. 34 Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar yedi bolluk yılı boyunca ürünlerin beşte birini toplamalı. 35 Gelecek verimli yılların bütün yiyeceğini toplasınlar, firavunun yönetimi altında kentlerde depolayıp korusunlar. 36 Bu yiyecek, gelecek yedi kıtlık yılı boyunca Mısır'da ihtiyat olarak kullanılacak, ülke kıtlıktan kırılmayacak.” 37 Bu öneri firavunla görevlilerine iyi göründü. Firavun böyle bir projenin başına kimi geçirebilirdi? Tabii ki Allah'ın rüyayı tabir etmek için kullandığı kişiyi! Böylece, Yusuf hapisten çıktığı günde tüm Mısır'da en yetkili ikinci kişi oldu! Firavun Yusuf'a resmi mührünü verdi ve Yusuf Başbakan dengi bir göreve geldi. Allah'ın yardımıyla, Yusuf yedi bolluk yılında vergilendirmeyi ve ürünlerin toplanması ile depolanmasını beceriyle idare etti. Ve rüyaya göre tam zamanında, sekizinci yılda kıtlık geldi. Tüm rüyaları anlayamasak da, kesin olan, Allah'ın çeşitli zamanlarda rüyalar aracılığıyla konuştuğudur. Osmanlı İmparatorluğu rüyalar vasıtasıyla şekillenmeye başladı. Osman Gazi, bir rüyasında tüm dünyaya hükmedecek bir imparatorluk kuracağını gördü. 2005 yılındaki korkunç tsunami felâketinden hemen önce de, Türk İnternet günlüğü yazarları böyle bir olaya ilişkin olarak gördükleri rüyaları yazdılar. Bir daha rüya gördüğünüzde, bugün çalıştıklarımızı düşünün. Allah size bir şey söylemek mi istiyor? Belki de özel dualarınızda Allah'a, sizi zararlı yollardan uzak tutarak yaşam yolculuğunuzda yardımcı olacak bir şey olup olmadığını sormalısınız. Kontrolden çıkmış bir dünyada kaderlerini değiştirmek isteyenler, Allah'ın rüyaları kullanarak tarihin akışına nasıl müdahale edip değiştirdiğini düşünmeliler.