×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Turkish Conversations with Esmanur LMA006, JACQUI w ESMANUR #2.1

JACQUI w ESMANUR #2.1

Merhaba Jacquie, bugün seninle yeni şeyler konuştuk, mesela ,hava nasıl, bugün hava nasıl, hava güzel, hava sıcak, çok sıcak, hava yağmurlu, hava güneşli, bugün hava çok güzel mesela.

Sonra Jacquie; nasılsın, iyiyim, nasılsın, iyi değilim.

Kaç yaşındasın, elli yedi yaşındayım.

Bunları tekrar ettik.

Jacquie, yeni bir sey öğrendik, mesela, sen nerelisin, ben ingiltereliyim; ingiltere'nin neresi ya da neresinden, Londra'dan.

Mesela, sen nerelisin, ben türkiyeliyim.

Türkiye'nin neresinden?

Isparta'dan.

Tamam.

Sonra restoranları konuştuk.

Londra'da en sevdiğin restoran hangisi?

Sen dedin ki, Break Coffee/Coffee Break en sevdiğim restoran bu, dedin.

Gelecek ders bunlar hakkında konuşabiliriz Jacquie, görüşmek üzere.


JACQUI w ESMANUR #2.1

Merhaba Jacquie, bugün seninle yeni şeyler konuştuk, mesela ,hava nasıl, bugün hava nasıl, hava güzel, hava sıcak, çok sıcak, hava yağmurlu, hava güneşli, bugün hava çok güzel mesela. Hallo Jacquie, wir haben heute mit dir über neue Dinge gesprochen, zum Beispiel wie ist das Wetter, wie ist das Wetter heute, das Wetter ist gut, das Wetter ist heiß, es ist sehr heiß, es regnet, es ist sonnig, heute das Wetter ist wunderschön. Hello Jacquie, we talked to you about new things today, for example, how is the weather, how is the weather today, the weather is good, the weather is hot, it is very hot, it is rainy, it is sunny, today the weather is beautiful. Bonjour Jacquie, on t'a parlé de nouveautés aujourd'hui, par exemple, quel temps fait-il, quel temps fait-il aujourd'hui, il fait beau, il fait chaud, il fait très chaud, il pleut, il fait beau, aujourd'hui Il fait beau.

Sonra Jacquie; nasılsın, iyiyim, nasılsın, iyi değilim. Dann Jacquie; Wie geht es dir, mir geht es gut, wie geht es dir, mir geht es nicht gut. Then Jacquie; How are you, I'm fine, how are you, I'm not fine. Puis Jacquie; Comment vas-tu, je vais bien, comment vas-tu, je ne vais pas bien.

Kaç yaşındasın, elli yedi yaşındayım. How old are you, I'm fifty-seven. Quel âge as-tu, j'ai cinquante-sept ans.

Bunları tekrar ettik. Wir haben sie wiederholt. We repeated them. Nous les avons répétés.

Jacquie, yeni bir sey öğrendik, mesela, sen nerelisin, ben ingiltereliyim; ingiltere'nin neresi ya da neresinden, Londra'dan. Jacquie, wir haben etwas Neues gelernt, zum Beispiel, woher kommst du, ich komme aus England; von oder wo in England, von London. Jacquie, we learned something new, for example, where are you from, I'm from England; from or where in England, from London. Jacquie, nous avons appris quelque chose de nouveau, par exemple, d'où viens-tu, je suis d'Angleterre ; de ou où en Angleterre, de Londres.

Mesela, sen nerelisin, ben türkiyeliyim. For example, where are you from, I'm from Turkey. Par exemple, d'où venez-vous, je viens de Turquie.

Türkiye'nin neresinden? Woher in der Türkei? From where in Turkey? D'où en Turquie ?

Isparta'dan. von Isparta. from Isparta.

Tamam. OK.

Sonra restoranları konuştuk. Dann sprachen wir über Restaurants. Then we talked about restaurants. Ensuite, nous avons parlé des restaurants.

Londra'da en sevdiğin restoran hangisi? Was ist Ihr Lieblingsrestaurant in London? What is your favorite restaurant in London? Quel est votre restaurant préféré à Londres ?

Sen dedin ki, Break Coffee/Coffee Break en sevdiğim restoran bu, dedin. Du hast gesagt, Break Coffee/Coffee Break ist mein Lieblingsrestaurant, hast du gesagt. You said, Break Coffee/Coffee Break is my favorite restaurant, you said. Vous avez dit, Break Coffee/Coffee Break est mon restaurant préféré, vous avez dit.

Gelecek ders bunlar hakkında konuşabiliriz Jacquie, görüşmek üzere. Wir können über die nächste Lektion sprechen, Jacquie, bis bald. We can talk about that next lesson, Jacquie, see you soon. Nous pouvons parler de cette prochaine leçon, Jacquie, à bientôt.